AÇ GÖZLÜLERE KARŞI

BİRİNCİ TAARRUZ 

 Kaçıp giden bir Açgözlü

Kale Komutanlığından gelen ve kaleye dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı hazırlık bildirisine göre hayvanlardan çiftliklerini savunmaları istendi.

Buna göre hayvanlar ilk olarak, toprakları güçlendirip temelleri sağlamlaştıracaklardı. Tüneller genişletilecekti ve Karıncalar, gece yolları daha iyi görsünler diye bazı taşlar boyanacaktı. 

Birlikte harıl harıl çalıştılar… Çalıştılar… çalıştılar… çalıştılar!!!

“Önce çiftliği güçlendirelim. Taşlar yağmurda karda kaymasın, toprak sağlam olsun” dedi Mıncık’ın Babası.

Çukurlar dolduruldu. Temeller sağlamlaştırıldı. Gölün etrafına tuzaklar kuruldu. Her gün tünel ve siperler kazıldı. Sığınıklar hilal şeklinde yapıldı. Bütün hazırlıklar bitince, hayvanlar çiftlikte toplantı yapmaya karar verdiler.

Hamsilerin, ıstakozların, yengeçlerin, ahtapotların ve tüm denizde yaşayan hayvanların temsilcileri de katıldılar. Atların su içtikleri yalaklara, temiz deniz suyu ile doldurularak, büyük deniz canlıları buraya konuldu. Küçük deniz canlıları da kavanozlarla çiftliğe getirildiler. Ahtapotlarda büyük kovalarda kollarını sarkıtarak, yerlerini aldılar. Kaleden kasketli karıncalar da katıldılar toplantıya. Bütün hayvanların çiftliğe gelmesi ile toplantı başladı. Kasketli karınca lideri büyük komutanın sözlerini okumak için küçük toprak tepesine çıktı.

“Sevgi dolu çiftlik arkadaşlarım!

Öncelikle çiftlik için tüm çalışmalarınızdan dolayı hepinizi tebrik ederim.

Hazırlıklarımız artık tamamlanmıştır. Şimdi birlik ve beraberlik içinde çalışmamızın zamanıdır.”

Bunun üzerine tüm hayvanlar kıskaçlarını, nallarını, kanatlarını, patilerini birleştirip, ayaklarını toprağa sıkıca basarak, aynı anda son avaz bağırdılar:

“Her Şey Çiftlik İçinnnnnn…”

Balıklarda yüzgeçlerini dik tutarak, su yuttular. Kasketli karınca konuşmasına devam etti;

“Yaklaşan düşman tehlikesi, çiftliklerimizin özverisi ile ortadan kaldırılabilecektir. Bu özveri canlarımıza mal olabilecektir.

Yapılan hazırlıklar nedeni ile kalelerimizin yoğunluğu artmış, ancak çiftliklerde üretim durma noktasına gelmiştir. Bu nedenle yiyecek stokumuz azalmıştır. Savaş başlayana kadar yiyecek stokumuzu arttırmak için; arılar ballarını, inekler sütlerini, tavuklar yumurtalarını verecekler. Diğer hayvanlar da, meyve ve sebze toplamaya yardım edecekler.”

Kasketli karıncanın aktardığı konuşma yarıda kaldı. O anda deniz tarafından büyük bir gürültü geldi. Tüm hayvanlar savaşın yaklaşmaya başladığını anladılar.

Sivas kangal kulaklarını dikerek;

“Duydunuz mu? Geliyorlar!” dedi.

 

KARA BULUTLU SAVAŞ GÜNLERİNİN RESİMLERİNİ 
GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

 

SAVAŞ SONRASI RESİMLERİ 
GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

Savaşlara karşı olan hayvanlar tüm dünyada üzgün
(Tıklayınız)

 

Kasketli karıncalar düzenli bir şekilde “RAP RAP RAP” diye kalelerine hemen geri dönmeye başladılar. Toplantının bitmesiyle hayvanlar aralarında gönüllü görev paylaşımı yaptılar. Buna göre;

Savaşta kullanmak için malzemelere ihtiyaç vardı. Kirpiler oklarından birisini gönüllü olarak vereceklerdi. Köpekbalıkları tek bir diş vereceklerdi. Kuşlar gagalarını sivrileştirerek süngü olarak kullanacaklardı. Kalem ihtiyacı olduğundan kuşlar kanatlarından birer tane tüy vereceklerdi. Yılan ve akrep komandolar zehirlerini toplayacaktı. Kuzu ve koyunlar ısınmak için yünlerinden vereceklerdi. Ayrıca sümüklü böcekler tüküre tüküre, düşmanın geleceği yolları kayganlaştıracaklardı.

Yunus balıkları sonarlarıyla ahtapotlara yol gösterecekti.

Yunuslarda Tatbikat ve Hazırlık Yaptı 
Görmek için Buraya Tıklayınız

 

Karada da Ateş Böcekleri düşmana yerlerini belli etmeden 
çiftlik hayvanlarına geceleyin yol göstereceklerdi.   

AtesBocekGizleniyor.jpg (5431 bytes)

Ateş Böceği Gizleniyor.

 

Ateş Böcekleri yol gösteriyor.

ABCD Planına göre, karada ki gizli operasyon başladı. Atlar, inekler ve eşekler ağaçların dibine saklanmak için gittiler. Açgözlüler hakkında haber alana kadar bir iki gün beklediler. Yanlarında bisküviler bittiği için, etraftaki otları yemeye başladılar. Sıcakların düşmesi ile hava değişti. Bekleyen hayvanlar soğuktan üşümeye ve titremeye başladılar. Bu arada kara bulutlar gökyüzünde görünmeye başladı.

Ağaçların altında bekleyen hayvanlar kalede direğe çekilen kırmızı tehlike bayrağını görünce, Açgözlülerin yaklaştığını anladılar. Bunun üzerine önceden belirlenen yerlerine geçerek,  ağaçlara ıstakozların ördükleri ağlara bağlanıp asılan taş dolu tuzakların uçlarından tuttular. Otların arasına gizlenen cırcır böcekleri, hiç yapmadıkları şekilde susarak bekledikleri düşmanın tuzağın içine girdiğini görünce hep bir ağızdan “Cır cırrrrrrr” diye bağırdılar. Cırcır böceklerinin bağırışlarını duyan hayvanlar tereddüt etmeden tuttukları ağları bıraktılar. Taş dolu ağlar Açgözlülerin üzerlerine düştü. Kargaların sahilden sabırla topladıkları taşlar hedefine ulaşmıştı. Çok etkili bir saldırı oldu.

Bu ilk çarpışmadan sonra damda bekleyen Van Kedisi bağırarak savaşın başladığını çiftlikte ki tüm hayvanlara duyurdu. Kedinin bağırması ile bilgilenen çiftlik hayvanları savaşın başladığını aralarında ki kuvvetli iletişim teknikleri ile birbirlerine ilettiler. Zaten Van Kedisi düşman gemisinde gezmişti ve Açgözlüleri yakından tanırdı. İçgüdüleri çok kuvvetli idi.  

Hiçbir haber alınamayan Kunduz’un 
soğuk karlı bir kış günü, göl bölgesinden geçerken, ayak izlerini bıraktığı yol.  

1KunduzAyakIzleriGol2.jpg (99480 bytes)

Daha önce anlattığım gibi, savaşın başlaması ile tüm havanlar ABCD planına göre yerlerine geçtiler. Sümüklü böcekler Açgözlülerin geçecekleri yerlerde dolaşarak orayı iyicene kayganlaştırdılar. Sümüklü böceklerin kaygan yaptığı yollardan geçen Açgözlüler bağıra bağıra kayıp, kayaların arasına düşüyorlardı. Düşenlerden bir daha hiç bir ses gelmiyordu.

Göl kenarında kurbağaların kurduğu tuzaklara yakalanan Açgözlüler bataklıkta kayboluyorlardı.

Tilkiler büyük risk alarak, yaklaştıkları düşmanın dikkatlerini çekiyorlar ve peşlerine takılan düşmanların önlerinden kaçarak siperlere kadar geliyorlardı. Fare ve sincapların kazdıkları siperlerde saklanan en güçlü hayvanlar da yaklaşan düşmana zehirli oklar atıyorlardı.

Kangallar Kalenin burçlarında bekleyerek kaleyi koruyorlardı. Hayvanlar da aralarında anlaşarak en iri kaplumbağaları kalkan olarak çiftlik ailesini korumak için bırakmışlardı.

Yaralanan çiftlik hayvanları için ilkyardım güvercinleri canla, başla uçuşuyorlardı. İşleri çok daha zorlaştı. Çanakkale yarımadası, yoğun bir kar tabaksı ile kaplanmıştı. Karın yağması ile Açgözlülerin ayak izleri daha kolay takip edilmeye başlanmıştı.

Mehmet Kirpi ilk kar top saldırısını başlattı. Kirpiler devamlı kar içinde yuvarlanıyorlardı. Neden diye soracaksınız. Kar içinde yuvarlanan kirpiler hızla birikip büyük kartopu oluşturuyorlardı. Kirpilerin içinde en hızlı aşağıya yuvarlanan Mehmet Kirpi idi. İner inmez tekrar yukarıya çıkıyor ve oluşturduğu büyük kartopları ile düşmanı ezip geçiyordu. Her seferinde de birkaç oku düşmana saplanarak kayboluyordu.

 

 

İnekler tuğla ve çimentodan yaptıkları topları mancınıkla düşman üzerine atıyorlardı. Kartalların keskin gözleri ile düşmanın yerini ineklere söylemesi, bütün topların isabet etmesini sağlıyordu. Ancak sahile yaklaşan düşman gemileri de çiftliğe ateş açmışlardı. Ellerinde ki malzemenin azalması nedeni ile çiftlik duvarlarını söken hayvanlar bunları top olarak kullanıyorlardı.

CigAvalanche2.jpg (15994 bytes)
CigAvalanche3.jpg (41265 bytes)

 

Düşmanın büyük bir kısmı etkisiz hale getirildi

 

Çiftlik hayvanları birlik ve beraberliklerinden doğan bu güç ile düşmanın büyük bir kısmını etkisiz hale getirdikten sonra son kalan düşman saldırısı için Kurtlar harekete geçtiler. Tilkilerin düşmana yaptığı geri çekilme taktiği ile son kez düşmana umut veren hayvanlar düşmanların Kurtların oluşturdukları hilal şeklinde ki tuzağa düşmesini sağladılar. Kurtlar düşmanlarını daha rahat yenmek için onlara kaçacak bir yer bırakmışlar ve kaçmalarını beklemişlerdi. Çaresizlik içinde kalan Açgözlüler Kurtların keskin dişlerine yem olmaktansa kaçmayı tercih etmişler ve geriye dönüp gemilerine doğru kaçmışlardı. Bunun üzerine taarruza geçen hayvanlar Açgözlüleri denize kadar kovaladılar. Anadolu Panteri ve Toros Kaplanları düşmanın peşlerine düşmüşlerdi. Kuşlar süngü gibi sivrileştirdikleri gagalarını kullanarak, gagaladılar. Kurbağalar kaçan düşmanın üzerlerine zıpladı. 

KarTopuAtiyor.gif (6156 bytes)

 

Bu arada çiftçi ailesi Açgözlüleri kar bombardımanına tuttular.

ÇİFTÇİ AİLESİ NASIL SAVAŞTI - BURAYA TIKLAYINIZ

 

Kara Zaferi kazanılınca sevinen hayvanlar çok mutlu oldular. Kahramanlar kutlandı ve Kara Zaferini kutlamaya başladılar. Coşku ile doluydular, ama kara bulutlu günlerin tekrar geleceğini bilmiyorlardı. Kara zaferini kutlarken, Büyük Komutandan kötü haber geleceğini düşünmüyorlardı. Çiftlik hayvanları birbirlerini öpüyorlar, dans ediyorlar, şarkı söylüyorlardı. Kurbağalar ahırın etrafın da zıplıyorlar, eşekler sevinçten anırıyorlardı. Kuşlar havada dönüp duruyorlardı.

Mıncık bu arada yorgun olan Merzifon'dan gelen Eşeklere 
yardım etmek için su bidonu ile yola çıktı. 

 

Mıncık adım adım ilerledi.

Mıncık kendi yaptığı kasket ile görmek için buraya tıklayınız.

Ancak yolda, Mıncık, Kale’deki tehlike bayrağının olmadığını gördü. Aynı anda Mehmet Kirpi’de bayrağın olmadığını fark etmişti. Mehmet Kirpi, tehlikenin bu kadar kolay gitmeyeceğini biliyordu. Diğer hayvanlar sevinç içinde tehlikenin gittiğini zannediyorlardı ama tehlike bu sefer denizden geliyordu.

Mehmet Kirpi, bayrağı dikmek için tepeye vardığında bayrağın, hayvanların ve çiftçi ailesinin savaşırken yarattıkları kar bombardımanından dolayı düştüğünü gördü. Ancak bayrağın sopasını bulamadı. Bayrağı dikmesi gerekiyordu yoksa hayvanlar tehlikenin farkına varamayacaklardı. Hiç düşünmeden oklarından birini acı içinde yerinden çıkardı. Kar bombardımanının düşmediği en yüksek kayaların olduğu tepeye kadar zorla çıktı. Bayrağı çıkardığı okun ucuna sıkıca bağladı ve tepenin en yüksek kayasına sağlamca dikti.

 

Mehmet Kirpi Hedeflerine Ulaştı

Mıncık tehlike bayrağının tepeye dikildiğini, su bidonunun ağırlığından dolayı, karların içinde zorlukla tırmanırken gördü.

Tehlikenin bittiğini zanneden diğer hayvanlar, savaşın bitmediğini yakında anlayacaklardı. Bukalemun’u arayan Keçi, tepe de dolaşırken beyaz karda, birkaç kan damlası gördü. Merakla kan izlerini takip etti. Karşısına ne çıkacağını bilmiyordu. İçinde düşman olması veya tanıdığı acı çeken yaralı  bir çiftlik hayvanının olması korkusu vardı. Kan izlerinin bittiği yere vardığında, Mehmet Kirpi’nin, pırıl pırıl okuna bağlı tehlike bayrağını gördü. Anladı ki, kan izleri fedakârlıkla bayrağı diken Mehmet Kirpi’ye aitti.

Keçi, ayaklarını yara eden bu zor tepeye, Mehmet Kirpi’nin yaralı olarak çıktığını görünce, dikilen bayrakta ki, kan kırmızı rengin manasını daha derinden anlamıştı. Biliyordu ki; Mehmet Kirpi bu zor tepeye diğer hayvanların hayatlarını kurtarmak için çıkmıştı. Bunu da, canını bile hiçe sayarak yapmıştı.   

 

 

KUNDUZ VE BUKALEMUN'UN KAÇIŞI

Ertesi gün çiftlikte ne gibi zararlar olduğunu görmek için, hayvanlar değişik bölgelere dağıldılar. Göl Bölgesini dolaşırken Keçi, Kunduz'u hiç bir yerde göremedi, ama Kunduzun ayak izlerini takip etti. Kayalıklardan sonra sahile devam ediyordu. 

* * *

 

Ayak izlerinin bittiği yerde pembe bir harita bulunuyordu. 

PembeHaritaPusula.gif (4362 bytes)

Harita, çiftliklerin altındaki hazinelerin yerlerini gösteriyordu. Keçi, Kunduz'un ihanetine karşı kafasını kızgın bir şekilde sallarken, uzaktaki bir gemide Kunduzu gördü. Yanında da, kuyruksuz Bukalemun utanmadan duruyordu. Açgözlülerin kaçan gemilerinden, birinde gidiyorlardı. Bu pembe harita her çiftçiliğin altında ki, hazinleri, madenleri, altınları ve kaçış tünellerini gösteren haritaydı. Her çiftliğin özel harita odasında da, bu haritanın benzeri kilitli olarak tutulurdu. Haftalar önce anahtarı çalan Bukalemun, Kunduz ile işbirliği yaparak bu değerli çiftlik haritasını Açgözlülere, satmayı planlamışlardı. Bu çiftlik birçok zor günler gördü.

 

UzaktanGozukenKunduzBukalemun.png (142984 bytes)

 

      
     

  

 


© 2008 Çanakkale Çiftliği
Her Hakkı Saklıdır
Atatürk Günlüğü | Kriweb Hosting