Bir kaç gün sonra detaylı planlar açıklandı. Açgözlülerin "ZON DIŞI" propagandasına karşı, bazı eylemler gerçekleştirildi. Yaklaşan Açgözlüleri şaşırtmak için sahilden, içinde (yanıltıcı bilgi dolu) küçük kağıtlar olan şişeler, Açgözlülerin gemilerine doğru denize atıldı. 

Farklı taktikler de uygulanmaya başlandı. Mesela, korkmadıklarını göstermek için, Açgözlülerin uzakta olan gemilerine el sallayarak, hayvanların uydurduğu "sırıtışcıklar" atıyorlardı. Bu hareketleri daha iyi anlamak için yaklaşan bir kaç gemi birbirine çarptı.

Çiftlik hayvanları gerçekleri daha iyi anlamaya başladı. Kelaynak'ların ve Kale'nin kullandığı özel sözcüklerin manasını kavradılar. Kelaynaklar çok zekiydi ama az oldukları için böyle zor zamanlarda, bildiklerini diğer hayvanlara yeterince anlatamıyorlardı. Bu durumlarda Kunduz gibi, çarpık el yazısı olanların etkisi olurdu. Bu yüzden, "Kelaynak Eylem Hazırlama Komitesi" her gün sistematik eğitim programları hazırlardı. 

Bu aralar yakalanan Bukalemun ve gökten düşen Gamgana Kuşu'nun yarattığı şüphe yüzünden çiftlik hayvanlarının biraz huzuru kaçmıştı. Kunduz da uzun zamandır gözükmüyordu. Hayvanlar başına "acaba bir şey mi geldi" diye merak ettiler. Belki de oda Bukalemun gibi Açgözlüler tarafından esir alınmıştı? Herkesin aklında bazı soru işaretleri vardı. 

Hazırlık planları düşmanın eline geçmesin diye gizli kasada, kilitli tutuluyordu. 

Bu noktada Mıncık ve Gamgana Kuş'un öyküsünü hatırlamak lazım. 
Lütfen tıklayınız.

 

ÇİFTLİK HAYVANLARI TAARRUZ DEN ÖNCE 

ÖRGÜTLENİYORLAR

 

Bu arada yurdun tüm köşelerinden binlerce hayvan Çanakkale çiftliklerine akın ediyordu. Horozlar o kara bulutlu günler de, o kadar ötmüşlülerdi ki, tüm hayvanlar Açgözlülerin, doyumsuz niyetlerini öğrenmişlerdi. 

Bu toprakların sahibi olan hayvanlar yola çıkmışlardı. Sivas'tan Kangallar, Van'dan Kediler, Toros Dağlar'ından sivri dişli kaplanlar, Antalya'dan kalkanlı Caretta Caretta Kaplumbağaları, Rumeli ve tüm Anadolu'dan diğer hayvanlar Çanakkale'ye doğru harekete geçmişlerdi.

Çanakkale'ye vardıklarında, hasret giderdiler. Yolculuklarının nasıl geçtiğini anlattılar. Ama bazı Geyiklerin hoşlandığı "geyik muhabbetine" vakitleri yoktu. Simit ve çay ikramları yapıldıktan sonra hemen fikirlerini paylaşmaya başladılar.

Arkalardan güçlü bir "HAV HAV" duyuldu. "Ben konuşma izni alabilir miyim?" diye sordu. Hayvanlar izin verdiler;

"Ben Kangalları temsil ediyorum. Tek bir şey söylemek istiyorum. Biz Kangallar bu topraklar için canımızı feda etmeye hazırız."

Hamsi yüzgecini kaldırarak izin istedi. "Ben Hamsileri temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

"Ben Kelaynakları temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

"Ben Van Kedilerini temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

"Ben tüm Keçileri temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

"Ben tüm Boğaları temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

"Ben tüm Köpekbalıklarını temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

"Ben tüm Yengeçleri temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

"Ben tüm Ahtapotları temsil ediyorum. Canımızı bu topraklar için feda etmeye hazırız."

Havanların hep bir ağızdan yaptıkları sadakat yemininden sanki bir gök gürültüsü oldu. 

Bu ara, bu sıcak ortama rağmen, dağlarda yağan karlar, köylere de yağmaya başladı.

Ama soğuğa rağmen hayvanlar sabırla toplantıya devam etti ve planlarının son halini geliştirdiler.  

Ahtapot ve Balıklar da bu son toplantıya yardım ile katıldı.

Bu kızgın balık etrafa çok su saçtı.

 

 Trabzon'dan Hamsinin söyleyeceği çok şey vardı. 

 

 

 

Toplantı sonucu okunuldu:

 “Çiftlik hayvanlarının ve çiftliğin menfaati, 
bireysel menfaatlerle birdir”

 

 

 

Hazırlık yaptılar.
Birlikte sabahtan akşama kadar 
harıl harıl çalıştılar...çalıştılar...çalıştılar...çalıştılar !!!


Yengeçler yosun ve örümcek ağalarını 
nasıl korudular
görmek için buraya tıklayınız

 

Uzun zamandır Kunduz’dan haber alınmamıştı. Hiçbir toplantıya gelmemişti. Çiftlik çalışmalarına da katılmamıştı. Diğer hayvanlar Kunduz’u merak etmeye başlamışlardı. Bazı rivayetlere göre; Kunduz’un gizlice tanınmayan bir fosfor renginde Bukalemun ile buluştuğu söyleniyordu. Ayrıca bu tanımayan Bukalemun’un Kale duvarlarının etrafında dolaştığı da söyleniyordu.

Hazırlıklar esnasında, ahırın önünden geçen keçi, bukalemunun ahıra merakla baktığını gördü. Bukalemun kaçmak üzere iken, atik ir hareketle keçi çöp tenekesini ters çevirdi. Ancak sadece kuyruğu sıkışan Bukalemun, kuyruğunu bırakarak, oradan uzaklaştı.

   

     
     

  


© 2008 Çanakkale Çiftliği
Her Hakkı Saklıdır
Atatürk Günlüğü | Kriweb Hosting