|
|
|
"Örgütlenmek kafanızı kullanmak demek."
Hayvanlar hazırlık
yaparken Kelaynak’lardan gelen plan ve
bilgileri titizlikle okudular. Önlerine gelen başka bilgileri de okudular.
Haritalara da bakacaklardı ama çiftlikte
kilitli olan Harita Odası henüz anahtarla
açılmamıştı.
Tek başına yaşayan Kunduz Hamdi Çiftçi bu ara bir telaş
içindeydi. Durumun ciddiyetini
fark etti. Acele acele oradan oraya koşturuyordu.
Evin çatısıyla uğraşmaya bile vakti yoktu. Zaten
kendi yaratığı gerginlikte bunalmıştı. Çatıya
en son bağladığı tente de, uçup ağaca takılmıştı. Bu tehlikeli durumla karşı
karşıya gelince Hamdi Çiftçi çevredeki öbür çiftçilerle
sık sık görüşmeye başladı ve işbirliği geç
de olsa gerçekleşmeye başladı. Nadiren yaptığı,
bir aile toplantısı organize etti. Çocuklar
ne olduğunu anlamadıkları için acele etmediler. Şapka ve gözlüklerini
dikkatle seçip aile toplantısına gittiler. "Eh neyse. Sonunda aklı
başına geldi Hamdi Çiftçi’nin"
diye düşündü hayvanlar. "Bundan sonra yanlış zamanda,
yanlış şeyleri yapmaz belki"
diye ümit ettiler. Belki de artık, "hep Ben bilirim" demez diye
düşündüler. Ama hayvanlar yine de kendi planlarını yaptılar.
Çiftlik
hayvanlar merak ederdi, "Belki çiftliği bir gün
satmaya kalkarsa hiç olmazsa örgütlenmiş oluruz" diye düşündüler.
Ama satılmasını beklemiyorlardı. Nede olsa, Hamdi Çiftçi’den
memnundular, çünkü biliyorlardı ki Hamdi çiftliğini çok
seviyordu.
Çiftliklerini satın almak için
şehirden ve uzaklardan çok teklifler gelirdi Çanakkale çiftçilerine.
Hamdi Çiftçi satmazdı. Bazı komşu çiftlik havanları
korkardı "Ya bir gün satılırsa bizim çiftlik" diye.
Kimin eline düşerler beli olmazdı o zaman. Duyarlardı bazen,
"yeni satın alanlar şehir hayatına meraklıymış,
çiftlikten pek anlamazlarmış ve çiftlikleri yıkıp üzerinden
şehire giden yol yaparlarmış." Neyse, bu konuda rahattılar.
Çiftliğin temellerini korumak için tek çare "Örgütleniyoruz!"
Hayvanlar kendilerini bu önemli
konularda eğitirken, çiftliğin en saygın Horozu huzursuz bir
şekilde toprağı eşeleyerek: "Karadan, havadan ve
denizden gelebilirler. Gelin! Gazi Kelaynak’lara
ziyarete gidelim. Onların değerli fikirlerini alalım" diye
konuştu. Kelaynaklar, çok bilgili olduğu
için çiftlik hayvanları aralarında zekalı olanlara, "Seni
Kelaynak seni" derlerdi. Kelaynaklar az konuşan ama
çok sosyal olan bir kuş türüydü. Ailelerine bağlıydılar.
Sabahın erken saatlerinde beslenme alanlarına gruplar halinde
giderlerdi. Yaşlı Kelaynaklar da, her zaman yardım etmeye hazırdılar.
İri, parlak, cilalı gagaları göze hemen çarpardı. Ama
maalesef yaşları ilerledikçe tüyleri yok olurdu. Kelaynaklar
kayalarda, suda veya çamurda yürümeyi de, çok sevdikleri için Ördeklerin
ve Kunduz'un yaşadığı Göl Bölgesine
yakın otururlardı. Bazıları Gazi idi. Çanakkale'de
ve Çanakkale dışında savaşlara katılmışlardı.
Hepsi nişanlarını ve madalyalarını her gün gururla
takarlardı. Ayrıca, diğer hayvanlarda bilirdi ki, uçuşları
hayrete düşürecek kadar güzel ve zarifti. Çiftlik hayvanlarını,
Gazi Mehmet Kelaynak karşıladı; "Durumdan haberimiz
var" dedi hemen, ve ciddi bir yüz ifadesiyle devam etti, "Biz Beyaz Güvercinler
gibi vatan ve dünyada huzur isteriz. Ama biz geçmişimizi iyi bilmekteyiz.
Bu nedenle bugün mecburuz her şeyin en iyisini planlamaya, yoksa yarın
elimizden neyimiz varsa gidebilir. Bu dünyanın çirkin, ama gerçek
kanunlarından biridir. Her toplum Açgözlülerini gözaltına almalıdır,
ama görüyoruz ki Açgözlüler dünyada hakimiyet kurma peşindeler. Çiftliklerinizin
kıymetini bilin. Atalarımız bu çiftlik topraklarının kıymetini
biliyordu. Bu yüzden onlara çok şey borçluyuz ve daima anarız.
Kahramanlarımız bize yol gösterdi ve bizim için fedakarlık yaptı.
Bilhassa BÜYÜK ÖNDER ULU KOMUTANIMIZ. Artık onlar yok, ama biz onları
hiç unutmayacağız. Nasıl onlar sorumluluk sahibi idiyse, şimdi
biz de gelecek nesillere karşı
sorumluyuz. Onun için buna bütün kalbimizle inanırız." Gazi Mehmet Kelaynak'ı
dinleyen havyanlar içlerinden "seni kelaynak seni" tabirinin nedenini
anlamışlardı. Gazi Mehmet Kelaynak hareketleri ve konuşması
ile zekasını gösteriyordu. Konuşma esnasında
hayvanlar duvarda bir yazı gördüler; "Geleceğe umutla bakın,
ama en kötü ihtimale karşı, planlı ve hazır olun." Bilgin Horoz sordu, "Hepimiz
farklı şekillerde toprak ve çiftlik hakkında tecrübeliyiz. Tanrı,
her birimize zeka ve kabiliyet vermiş. Şimdi
bunları birlikte kullanmamızın zamanı geldi. Siz Gazi
Kelaynaklar ne tavsiye edersiniz?" "İlk önce bilmeniz lazım
ki "ZON DIŞI" diye bir şey yoktur. Bunu Açgözlüler sizi
korkutmak için söylüyor ve o kağıt parçasını esir olan
Bukalemun ile yolluyorlar. Hücuma geçmeden önce sizi korkutarak, zayıflatmak
istiyorlar. Ama bu çiftlik bilim ve dünya kanunları üzerine kurulmuştur.
Bu kanunlara, göre güçlü iseniz kimse elinizden bir şeyi alamaz. Bu çiftliğin
tek sahipleri sizsiniz ve kaderini de siz belirleyeceksiniz" dedi Kelaynak. Bilgin Horoz yine heyecanla bir
şey sordu, "Bizim stratejik topraklarımıza Açgözlüler
daha fazla yaklaşmadan örgütlenmemiz gerekir. Bunun için ne yapmamız
lazım?" Kelaynak devam etti, "Örgütlenmek,
kafanızı kullanmak demek. Sadece bir günlük bir çalışma
değil. Uzun vadeli iyi planlama altında harıl harıl çalışmaktır.
Hedeflerinizi iyi bilmek, düşmanlarınızı iyi tanımak.
Şimdi sizin için en mühim şey "ZON DIŞI’nın"
ne olduğunu bilmek değil, "HAREKAT BÖLGESİNİ"
bilmektir. Onu iyi bilin. Karıncalar gibi toprakları iyi tanıyın.
Biz Kelaynaklar buna "VATAN SAVUNMASI" deriz. Bilgin Horoz, Gazi Mehmet
Kelaynak'ın sözlerinden etkilenmişti. Gözlerinden okunan hırs
ve azim ile Kelaynak’lara; "Merak etmeyiniz, operasyonlara ve örgütlenmeye,
nasıl hazırlandığımızı siz de göreceksiniz"
dedi.
Mıncık yokuş yukarı giderken.
Ahtapot hazırlık yaparken.
Yavru
Istakozda Örümcekten antenlerinle örgü örmesini
Alçakgönüllü
Örümcekler nasıl çalıştığını
Kaybolan anahtar konusunda daha hiç haber yoktu. Mıncık, kaybolan bir şeyi bulduğuna memnundu, ama bu anahtarın nereye ait olduğu henüz belli değildi. Mıncık bir karlı gün yeni tünel keşfetmeğe ve Gamgana Kuş'unu ziyaret etmeye çıkmıştı. Gamgana Kuş'un hikayesi için lütfen buraya tıklayınız. Mıncık Karıncalar gibi Kasket istiyordu. Kendisine yakıştırdığı kasketi de yanına almıştı.
Toprak odasında neredeyse her şeyi vardı,
fakat kasketi yoktu. Kapıdan çıkar çıkmaz yeşil ve mavi bir fosforlu Bukalemuna rastladı. "Kayboldum. Göl Bölgesini arıyorum. Yardımcı olur musunuz?" diye sordu Bukalemun. Mıncık istikameti gösterir göstermez de fırlayıp yok oldu. Bu garip hayvan teşekkür bile etmemişti . Mıncık değişik yoldan gitmeye karar verdi ve bacaklarını daha kuvvetlendirmek için çok dik bir yokuştan tırmanmaya karar verdi. Turuncu çekirdeği de sulamayı ihmal etmedi. Mıncık toprağı sulamaktan çok zevk alırdı. Çok merak ediyordu nasıl bir çiçek turuncu çekirdekten çıkacak
|
|
|