"Örgütlenmek kafanızı kullanmak demek."

KirpiOkuyor.gif (10526 bytes)
KarincaOkuyor.jpg (41186 bytes)
9.gif (4672 bytes) Kitap45.gif (9922 bytes)

 

Hayvanlar hazırlık yaparken Kelaynak’lardan gelen plan ve bilgileri titizlikle okudular. Önlerine gelen başka bilgileri de okudular. Haritalara da bakacaklardı ama çiftlikte kilitli olan Harita Odası henüz anahtarla açılmamıştı.

Bazı bilgileri okurken, bazen sayfa kenarlarında çarpık el yazısıyla yazılmış notlar ile karşılaşmışlardı. Bu notlar Kunduz tarafından yazılmıştı. Mesela, bir kitabın kenarına "Kale çürüyor" diye yazmış, hayvanlar imla hatası yaptığını zannetmişlerdi. Biliyorlardı ki, "Her okunana, inanmamak lazım," ve zaten Kunduz'un oyun oynarken hep mızıkçılık yaptığı bilinirdi. Çiftliklerle de problemleri olduğu bilinirdi. Bu yüzden Göl Bölgesinde tek başına oturmaya karar vermişti. Bu nedenle, "Kale çürüyor" yazısı hiç ciddiye alınmadı.

Tek başına yaşayan Kunduz

Hamdi Çiftçi bu ara bir telaş içindeydi. Durumun ciddiyetini fark etti. Acele acele oradan oraya koşturuyordu. Evin çatısıyla uğraşmaya bile vakti yoktu. Zaten kendi yaratığı gerginlikte bunalmıştı. Çatıya en son bağladığı tente de, uçup ağaca takılmıştı. 

Bu tehlikeli durumla karşı karşıya gelince Hamdi Çiftçi çevredeki öbür çiftçilerle sık sık görüşmeye başladı ve işbirliği geç de olsa gerçekleşmeye başladı.

Nadiren yaptığı, bir aile toplantısı organize etti. Çocuklar ne olduğunu anlamadıkları için acele etmediler. Şapka ve gözlüklerini dikkatle seçip aile toplantısına gittiler.

"Eh neyse. Sonunda aklı başına geldi Hamdi Çiftçi’nin" diye düşündü hayvanlar. "Bundan sonra yanlış zamanda, yanlış şeyleri yapmaz belki" diye ümit ettiler. Belki de artık, "hep Ben bilirim" demez diye düşündüler. Ama hayvanlar yine de kendi planlarını yaptılar.  

Çiftlik hayvanlar merak ederdi, 
kendisini iyi koruyamayan Hamdi nasıl çiftliği Açgözlülerden iyi koruyabilirdi.

"Belki çiftliği bir gün satmaya kalkarsa hiç olmazsa örgütlenmiş oluruz" diye düşündüler. Ama satılmasını beklemiyorlardı. Nede olsa, Hamdi Çiftçi’den memnundular, çünkü biliyorlardı ki Hamdi çiftliğini çok seviyordu. Çiftliklerini satın almak için şehirden ve uzaklardan çok teklifler gelirdi Çanakkale çiftçilerine. Hamdi Çiftçi satmazdı. Bazı komşu çiftlik havanları korkardı "Ya bir gün satılırsa bizim çiftlik" diye. Kimin eline düşerler beli olmazdı o zaman. Duyarlardı bazen, "yeni satın alanlar şehir hayatına meraklıymış, çiftlikten pek anlamazlarmış ve çiftlikleri yıkıp üzerinden şehire giden yol yaparlarmış." Neyse, bu konuda rahattılar. 

 

Çiftliğin temellerini korumak için tek çare "Örgütleniyoruz!"

 

Hayvanlar kendilerini bu önemli konularda eğitirken, çiftliğin en saygın Horozu huzursuz bir şekilde toprağı eşeleyerek: "Karadan, havadan ve denizden gelebilirler. Gelin! Gazi Kelaynak’lara ziyarete gidelim. Onların değerli fikirlerini alalım" diye konuştu.

Kelaynaklar, çok bilgili olduğu için çiftlik hayvanları aralarında zekalı olanlara, "Seni Kelaynak seni" derlerdi. 

Kelaynaklar az konuşan ama çok sosyal olan bir kuş türüydü. Ailelerine bağlıydılar. Sabahın erken saatlerinde beslenme alanlarına gruplar halinde giderlerdi. Yaşlı Kelaynaklar da, her zaman yardım etmeye hazırdılar. İri, parlak, cilalı gagaları göze hemen çarpardı. Ama maalesef yaşları ilerledikçe tüyleri yok olurdu. Kelaynaklar kayalarda, suda veya çamurda yürümeyi de, çok sevdikleri için Ördeklerin ve Kunduz'un yaşadığı Göl Bölgesine yakın otururlardı. 

Bazıları Gazi idi. Çanakkale'de ve Çanakkale dışında savaşlara katılmışlardı. Hepsi nişanlarını ve madalyalarını her gün gururla takarlardı. Ayrıca, diğer hayvanlarda bilirdi ki, uçuşları hayrete düşürecek kadar güzel ve zarifti.

Çiftlik hayvanlarını, Gazi Mehmet Kelaynak karşıladı;

"Durumdan haberimiz var" dedi hemen, ve ciddi bir yüz ifadesiyle devam etti, "Biz Beyaz Güvercinler gibi vatan ve dünyada huzur isteriz. Ama biz geçmişimizi iyi bilmekteyiz. Bu nedenle bugün mecburuz her şeyin en iyisini planlamaya, yoksa yarın elimizden neyimiz varsa gidebilir. Bu dünyanın çirkin, ama gerçek kanunlarından biridir. Her toplum Açgözlülerini gözaltına almalıdır, ama görüyoruz ki Açgözlüler dünyada hakimiyet kurma peşindeler. Çiftliklerinizin kıymetini bilin. Atalarımız bu çiftlik topraklarının kıymetini biliyordu. Bu yüzden onlara çok şey borçluyuz ve daima anarız. Kahramanlarımız bize yol gösterdi ve bizim için fedakarlık yaptı. Bilhassa BÜYÜK ÖNDER ULU KOMUTANIMIZ. Artık onlar yok, ama biz onları hiç unutmayacağız. Nasıl onlar sorumluluk sahibi idiyse, şimdi biz de gelecek nesillere karşı sorumluyuz. Onun için buna bütün kalbimizle inanırız." 

Gazi Mehmet Kelaynak'ı dinleyen havyanlar içlerinden "seni kelaynak seni" tabirinin nedenini anlamışlardı. Gazi Mehmet Kelaynak hareketleri ve konuşması ile zekasını gösteriyordu. 

Konuşma esnasında hayvanlar duvarda bir yazı gördüler;

"Geleceğe umutla bakın, ama en kötü ihtimale karşı, planlı ve hazır olun."

Bilgin Horoz sordu, "Hepimiz farklı şekillerde toprak ve çiftlik hakkında tecrübeliyiz. Tanrı, her birimize zeka ve kabiliyet vermiş. Şimdi bunları birlikte kullanmamızın zamanı geldi. Siz Gazi Kelaynaklar ne tavsiye edersiniz?"

"İlk önce bilmeniz lazım ki "ZON DIŞI" diye bir şey yoktur. Bunu Açgözlüler sizi korkutmak için söylüyor ve o kağıt parçasını esir olan Bukalemun ile yolluyorlar. Hücuma geçmeden önce sizi korkutarak, zayıflatmak istiyorlar. Ama bu çiftlik bilim ve dünya kanunları üzerine kurulmuştur. Bu kanunlara, göre güçlü iseniz kimse elinizden bir şeyi alamaz. Bu çiftliğin tek sahipleri sizsiniz ve kaderini de siz belirleyeceksiniz" dedi Kelaynak.

Bilgin Horoz yine heyecanla bir şey sordu, "Bizim stratejik topraklarımıza Açgözlüler daha fazla yaklaşmadan örgütlenmemiz gerekir. Bunun için ne yapmamız lazım?"

Kelaynak devam etti, "Örgütlenmek, kafanızı kullanmak demek. Sadece bir günlük bir çalışma değil. Uzun vadeli iyi planlama altında harıl harıl çalışmaktır. Hedeflerinizi iyi bilmek, düşmanlarınızı iyi tanımak. Şimdi sizin için en mühim şey "ZON DIŞI’nın" ne olduğunu bilmek değil, "HAREKAT BÖLGESİNİ" bilmektir. Onu iyi bilin. Karıncalar gibi toprakları iyi tanıyın. Biz Kelaynaklar buna "VATAN SAVUNMASI" deriz. 

Bilgin Horoz, Gazi Mehmet Kelaynak'ın sözlerinden etkilenmişti. Gözlerinden okunan hırs ve azim ile Kelaynak’lara; "Merak etmeyiniz, operasyonlara ve örgütlenmeye, nasıl hazırlandığımızı siz de göreceksiniz" dedi.

 

 

 

Mıncık yokuş yukarı giderken.

 

  31DenizAltiOkumaAhtapot.jpg (169210 bytes)

Ahtapot hazırlık yaparken.

 

Yavru Istakozda Örümcekten antenlerinle örgü örmesini 
nasıl öğrendiğini
görmek için buraya tıklayınız.

Alçakgönüllü Örümcekler nasıl çalıştığını
görmek için buraya tıklayınız.

 

Komando Örümcek, Akrep ve zehirli Yılanlar
Açgözlüleri pusuya düşürmek istedi...
görmek için buraya tıklayınız

 

Kaybolan anahtar konusunda daha hiç haber yoktu. Mıncık, kaybolan bir şeyi bulduğuna memnundu, ama bu anahtarın nereye ait olduğu henüz belli değildi. 

Mıncık bir karlı gün yeni tünel keşfetmeğe ve Gamgana Kuş'unu ziyaret etmeye çıkmıştı. 

Gamgana Kuş'un hikayesi için lütfen buraya tıklayınız.

Mıncık Karıncalar gibi Kasket istiyordu. Kendisine yakıştırdığı kasketi de yanına almıştı. 

Toprak odasında neredeyse her şeyi vardı, fakat kasketi yoktu. 
İşte Mıncık'ın kendisine yakıştırdığı kasket.

Kapıdan çıkar çıkmaz yeşil ve mavi bir fosforlu Bukalemuna rastladı.

"Kayboldum. Göl Bölgesini arıyorum. Yardımcı olur musunuz?" diye sordu Bukalemun.

Mıncık istikameti gösterir göstermez de fırlayıp yok oldu. Bu garip hayvan teşekkür bile etmemişti . 

Mıncık değişik yoldan gitmeye karar verdi ve bacaklarını daha kuvvetlendirmek için çok dik bir yokuştan tırmanmaya karar verdi. 

Turuncu çekirdeği de sulamayı ihmal etmedi.

Mıncık toprağı sulamaktan çok zevk alırdı. Çok merak ediyordu nasıl bir çiçek turuncu çekirdekten çıkacak

 

     
     

 


© 2008 Çanakkale Çiftliği
Her Hakkı Saklıdır
Atatürk Günlüğü | Kriweb Hosting