Kelaynak Eylem Hazırlama Komitesi

 

 

 

 

Kaleden gelen Kasketli Karınca gür bir ses ile
"Haber getirdim Çanakkale'deki tüm çiftliklere" dedi.

 

  

Çiftlik hayvanları heyecanlandı. Bir grup Kasketli Karınca, Kale’den aniden çiftliğe ziyarete geldi.

Kuşlar çırpındı. Eşekler anırdı. Hepsi kendiliğinden ahırın bahçesinde toplandı.

Derin sesli, güçlü ve iri Kasketli Karınca iki adım ileri atarak yüksek bir ses ile anlattı:

"Dün akşam bir Bukalemun yakaladık. Bizim bukalemunlara benzemiyor. Ağaca sarılmış diliyle bir yazı yapıştırıyordu. Ayrıca, dün, Kale’ye yakın oturan, Mıncık isimli delikanlı bir Karınca bu anahtarı buldu. Bukalemun, bu anahtarı, çiftliklerden birinden çalmış. Alıp götürürken düşürmüş. Nereden çaldığını ve nerenin anahtarı olduğunu henüz bilemiyoruz. Bukalemun söylemiyor."

Hayvanlar dinlerken nefesleri kesildi. Serçeler hiç ötemedi.

Bukalemunu yalvara yalvara götürürlerken ağzından bazı ip uçları çıkmış. "Beni, ZON DIŞI ÇİFTLİK haberini getiren gemiden karaya bıraktılar. Bu yazıyı ağaca yapıştırmamı istediler. Ben onların esiriyim" dedi.

Van Kedisi ve Keçi hemen ayağa kalktılar. "Biz onu burada gördük, ağacın arkasına saklanırken. Oraya da ZON DIŞI ÇİFTLİK yazısını yapıştırmış" dediler.

Üst rütbeli Kasketli Karınca güçlü çenesi ile devam etti: "Sizin çiftçi daha bilmiyor ama bu Bukalemun’un getirdiği paçavra kağıda göre sizin çiftlik “ZON DIŞI ÇİFTLİK” miş. Bu gemiden gelenlerin niyetinin iyi olmadığını biliriz. Stratejik bir durum var."

İç güdüleri güçlü olmasına rağmen hayvanlar pek anlamadı bu durumu ve getirdiği haberi. Bu Türkçe olmayan "ZON" kelimesi de onların kafasını bayağı karıştırdı.

"Peki ne demek bu?" diye sordular.

Kasketli karınca şaşkın şaşkın bakan hayvanlara dönerek, devam etti: "Biz dün akşam Kale’den uzman Karga’yı, geminin üzerinde bir tur atsın diye yolladık. 'Git bir göz at ne var ne yok bu gemide' diye emir verdik. Bir ip parçasıyla döndü. Düğümünü ve ipin geldiği yeri araştırdık. Tehlikedeyiz."

Bu arada bayılan hayvanlar oldu. Kasketli Karınca konuşmasına devam etti; 

"Bu gemilerle Açgözlüler daha önce başka kıtalara da gitmişler. Ayak bastıktan sonra, yollar yapıp oturanları kandırmışlar ve idare etmişler. Toprakların altından madenleri çalmışlar. Temellerini sarsmışlar. Bizim burada da temellerimiz var, madenlerimiz var, yeraltında tarihi eserlerimiz var, denizimizin altında batık gemiler ve hazineler duruyor. Çok zengindir bizim topraklar. Coğrafyamız Açgözlüler tarafından istenilmektedir. Çiftliklerimiz tehdit altında. Yakında Zon Savaşları başlayacak arkadaşlar!" 

 

Çiftlik hayvanları Açgözlülerin bu kadar tatminsiz ve doyumsuz olabileceklerini düşünmüyorlardı.

Bilgili Karınca devam etti: "Çiftliği ele geçirmek için eskiden de çaba sarf etmişler. Çiftliklerimizin denize kayma tehlikesi var demişler. Yaptıkları haritalara göre çökme tehlikesi var demişler. Sizin hazineler ve tarihi eserler zarar görebilir elimize geçmezse demişler. Bize ihtiyacınız var diye ısrar etmişler. Kaleniz çürüyor, sizi koruyamaz demişler. Olmayan fay hatları yaratmaya çalışmışlar. "Kötü kokular yüzünden hayvan haklarını çiğniyorsunuz" diye iftira bile etmişler. Ayrıca çiftlikten gelen gürültü, diğer kıtaları rahatsız ediyor demişler."

Hayvanların aralarında fısıldanmalar oldu. Birbirleriyle "Bu Açgözlüler de, art niyetleri yüzünden neler neler demişler" diye konuşuyorlardı.

"Peki güçlüler mi?" diye sordu, en iri Boğa. Kasketli Karınca, Boğa'nın sorusunu yanıtladı;

"Zannediyorlar ki biz o kağıt parçasından korkacağız. Aklımızı karıştırmaya çalışıyorlar ve bu şekilde daha da güçlenmeye çalışıyorlar. Gemileri büyük ve dayanıklı. Bizim çiftliklere zarar vermek istiyorlar ama biz onların gemilerini batırırız. Görecekler ki aklımızı ve gücümüzü kullanınca haklarımızı sonuna kadar savunmasını biliriz" dedi.

"Rap" diye bir ses çıkardılar ve ayrıldılar. 

Kasketli Karıncalar ayrıldıktan sonra hayvanlar telaşlı bir şekilde harekete geçti. 

 

 

Bu tarihi gün, akşamdan sabaha kadar Horozlar tüm güçleriyle öttü.

 

Tilkiler, Kuşlar, Atlar, Kurtlar, Keçiler ve tüm hayvanlar aralarında bu haberi konuştu. 

Bazıları haberci seçildi ve "derhal hazırlığa başlanılsın" diye, bu kötü haberi dağıtmaya yolla çıktılar.

  

 

Atlar.gif (59834 bytes)

 

 

 

 

 ***

Ertesi günü Kasketli Kelaynaklar ziyarete geldi. 

Kırmızı yüz, ve kafa, ve uzun kıvrık güçlü kırmızı gagalara sahiptiler. Çok zekiydiler ve iyi planlama yaparlardı.

Mıncık'ın bulduğu anahtarı Kelaynaklar incelemişti. Büyük Anıt tepesinde "Kelaynak Eylem Hazırlama Komitesi" çalışma grubunu kurdular. Bu tepedeki duranların her zaman bir "Kuş Bakışı" vardı. Toprakları iyi bilirlerdi. Çiftlik hayvanlarının göremediği şeyleri görürlerdi ve kolay kolay aldatılamazlardı.

"Gemi liderlerini dürbün ile yakın takip altına aldık. Araştırmalarımız esnasında öğrendik ki, Açgözlüler yaptığı haritalara ve yeni kurallarına göre sizin çiftliği "ZON DIŞI" ilan etmişler."

Hayvanların çoğu kulaklarını arkaya yatırdı. Bazısı çifte atıyordu.

"Bu dedikleri Yeni Düzen'e göre, diğer çiftlikleri de ZON DIŞI ilan etmişler."

Komutan Kelaynak böyle devam etti: "Dürbün ile gözetlememiz devam ediyor. Biliyorsunuz uzman Karga geminin üzerinden bir ip parçası getirdi. O düğümü araştırdık. Bugün daha çok bilgi toplamak için Karga, kılık değiştiren Van Kedisini gizlice gemiye bırakacak. İstihbarat topladıktan sonra dikkat çekmeden iki el feneri kullanarak Karga'ya sinyal verecek. Van Kedisini gemide bıraktığı yerden yakalayıp karaya bize getirecek ve operasyon tamamlanmış olacak."

 

KilikDegistirenKedi.jpg (23007 bytes)

Tanınmamak için gözlerinin rengini bile değiştiren Van Kedisi.
"Sızmak" adı verilen operasyon başarı ile tamamlandı.

Bu son haberi duyunca hayvanların çoğu boynuz atmaya başladı. Diğerleri rahatsızlıklarını değişik şekillerle ifade ettiler: "Hav Hav, Mö Mö, Bızzz, Hır Hır, Meeee Meee, Bee Beee, Vak Vak, Miyav Miyav, Gıt gıt gıdak, Aiiiiii Aiiiiiiiii."

 

 

1.gif (77847 bytes)

  

"Şimdilik size bu kadar söyleyebiliriz.  Bizim Kale'ye en yakın olan çiftçiler sizden daha önce bu habere ulaştı. Onlar şimdiden hazırlık yapıyor. Size tavsiyemiz vakit kaybetmeden hazırlığınızı birlikte yapın, harekete geçin.  Çünkü birlik ve beraberlik içinde çalışırsak, hiç kimse bize zarar veremez. Kendinizi iyi koruyun." diyerek, ayrıldılar.

Hayvanlar ayağa fırlayarak kulakları sağır edecek derecede bağırdılar: 

"HER ŞEY ÇİFTLİK İÇİN!!!!!!!!!"

Keçi, Tavşan’ın ve taşların üzerinden zıplaya zıplaya sahile doğru fırladı. Onun arkasından İnekler, Kuzular, Kuşlar ve en hızlı koşan çiftlik hayvanları. Denize yakın oturan Yengeç’lere, Istakoz’lara, Karides’lere, ve denizdeki Ahtapot’lara, Yunus ve Köpekbalıklarına da haber götürdüler. Arkadan yavaş, yavaş, Bursa'dan İpek Böcekleri, Sümüklü Böcekler ve Kaplumbağalarda geldi.

"Bir şey yapın! Temeller tehlike altında," hep birlikte bağırdılar.

"Bir şey yapın! Temeller tehlike altında," tekrar tekrar bağırdılar.

 

 

 

Hafta sonu olunca Mıncık çok dolu olan odasını düzenlemeye daha vakit ayırabiliyordu. O sabah yağmur yağmıştı ve çok güzel toprak kokuları geliyordu duvarlardan. Bugün turuncu çekirdeğe sulama ihtiyacı yoktu. Ama Gamgana Kuş'unu merak ettiği için onu ziyaret etmek için yolla cıktı.

Mıncık ve Gamgana kuşu
Bu esnada Mıncık ve Gamgana kuşun hikayesinin tümünü okumak için tıklayınız.

Akşam Mıncık ailesi ile evinde otururken "TAK TAK" diye kapıdan ses geldi.

Kaleden bir kasketli karınca gelmişti.

"Sizin ailenize ve tüm çiftlik hayvanlarına haber getiriyorum. Çok büyük tehlike altındayız" diyerek acele ile dönüp gitti.

O akşam hiç uyuyamadılar. Korku ve merak içindeydiler. Ayrıca, Mıncık HOROZLARIN  daha önce hiç duymadığı şekilde AKŞAMDAN, SABAHA KADAR ÖTTÜĞÜNÜ duydu.

Sabah erkenden Mıncık ve ailesi Baş Horoz ve diğer çiftlik hayvanları ile, çiftliğin savunması yararına ne görevler üstenebileceklerini görüşmek için  buluştular. Birlikte düşündüler.

En önemli görevlerden birini tehlikeli durumlarda zaten karıncalar üstlenirdi. Onların çalışkanlığı ve iyi iletişim kurma kabiliyeti herkes tarafından bilinirdi.

Plana göre karıncalar, kuş ve dev eşek arılar ile birlikte hareket edeceklerdi.

Tünelleri sağlamlaştırdıktan sonra temelleri de kontrol etmeye yardım edeceklerdi.

Karıncalar özel olarak taş, toprak, deniz kabukları, kum taneleri, ve küçük odun parçaları toplayarak bunlardan desen yapmasını da iyi bilirlerdi. Tüm Karıncalar kendilerinden ağır yükü kolaylıkla taşırdı. Bir Karınca kendi ağırlığının 20 katı ağırlığı kaldırabilirdi. İnanılması zor ama, bu gerçekti. Toprak içinde yaşadıkları için uzaklarda bile olan titreme ve sarsıntıları iyi hissederlerdi. Düşmanın ne zaman ayak basacağını, önceden sezebilirlerdi. 

Pusula kullanarak tünellerinden çabuk çıkan karıncalar, yaprakların arasında gizledikleri renkli taşları çıkarıp, farklı desenli biçimlere yerleştirerek tepeden gören arılar ve kuşlara bilgi aktarılırdı. Onlarda farklı biçimlerde değer hayvanlara haber yollardı, uçarak, hoplayarak, zıplayarak, koşarak ve yüzerek.

Değişik durumlara göre desenler yaparlardı. Dikkatçe adımlarını sayarak ve çevredeki işaretleri mimleyerek diğer hayvanlar ile böyle iletişim kurarlardı.

Kuzeyden gelirse farklı bir desen yapılırdı, güney'den gelirse farklı, batı veya doğudan farklı olurdu. Bu nedenle sahilde, Göl Bölgesi'nde, ormanda, kayalarda, ve çiftliklerdeki hayvanların detaylı bilgisi olurdu. Bu detaylar kuş bakışı olanlar için çok faydalı ve önemli idi.

Karıncaların uyarı motiflerini görmek için lütfen buraya tıklayınız

Karıncalar duman ile mesajlaşmak için ateş yakıyor - tıklayınız

İşte Karıncaların işbirliği ile yaptıkları işaretlerle, Açgözlülerin karadaki yerlerinin tespit ediyorlar ve bu yerleri diğer hayvanlara göstertiliyorlardı. Yaprak kesici karıncalar ve mermi Karıncalar ayrıca üzerlerine farklı görevler alırdı.

Mermi Karıncalar hedefleri hemen tespit ederlerdi ve her zaman hedeflerini iyi işaret ederek bilirdi. Onlar emir alınca ordu kurup kendi kolonilerini korurlardı. İnsanların medeniyetler arasında yaratığı savaş nedenleri olmasın diye çok dikkat ederlerdi. Böylelikle koloniler arasında, insanlar arasında ki gibi savaşların çıkması engellenirdi.

Yaprak kesici karıncaların, en belirgin özellikleri koparttıkları yaprak parçalarını başlarının üstünde yuvalarına taşıma alışkanlıklarıdır. Bu Karıncalar, sağlamca kenetlenmiş çenelerinde taşıdıkları, kendilerine oranla oldukça büyük yaprak parçalarının altına gizlenirler.

  

      
     

 


© 2008 Çanakkale Çiftliği
Her Hakkı Saklıdır
Atatürk Günlüğü | Kriweb Hosting