|
|
|
Çanakkale Çiftliği çok güzel bir yerdir. Temiz, denizi masmavidir. Tepeden ayçiçek tarlalarına bakar.
Burada, balıklar ve yengeçler, ördekler ve sincaplar arkadaştır. Tüm çiftlik hayvanları bu güzel çiftlikte dosttur.
Benim kim olduğumu sorabilirsiniz. Ben, bu kutsal topraklarda yaşayan bir kirpiyim. Dedelerim bu toprakları korumak için savaşmış. Rehberiniz olacağım. İsmim Mehmet Kirpi.
Hoşgeldiniz !
Duymuşsunuzdur, uçan keçiler göklerimizde görünür. Doğrudur. Evet uçan kurbağalarda var. Eşekler, Kuzular, minik Tırtıllar ve Hamsiler. Artık, o, kötü, kara bulutlu günlerden sonra Türkiye'nin dört bir yanından ailece Çanakkale'yi görmeye gelirler.
Neden geliyorlar diye mi soruyorsunuz? Geçmişte o karabulutlu günleri daha iyi anlamak için. Hep böyle güzel gezi turları yapılmıyordu o zamanlar.
Bakın havadan bir gezi balonu geçiyor! Balon gezisini görmek için buraya tıklayınız
Açgözlü düşmanlar bizim topraklarımızı ele geçirmek istediler. Çiftlikteki birlik ve beraberlik onları vazgeçirdi. Gemilerine binip kaçtılar. Nasıl kaçtılar diye mi soruyorsunuz? İşte bunun cevabını en iyi size Baş Horoz anlatır. Tüm hayvanların ataları Çanakkale'ye nasıl gelmiş ve nasıl örgütlenmişler iyi bilir.
Baş Horoz, geçmişteki tarihi kara bulutlu günleri hep bize hatırlatır.
Bu güzel Çanakkale güneşini, ayçiçek tarlalarını, mavi denizini ve çiftliğin kıymetini daha iyi bilelim diye.
Uzaktan o herhangi bir horoz gibi görünebilir size, ama kimse ona saygıdan ismiyle hitap etmez.
O herşeyi çok iyi bilir. Onun için biz ona Baş Horoz deriz. Gelin daha yakından tanıyalım.
Bu ara çocuklar bir işaret görür.
"Bakın! Bakın! Uçan hamsi var!.." diye bağırırlar.
Mehmet Kirpi oklarını o istikamete dikerek "Gökte işte!.. Uçan Keçi geçiyor" diye gösterir.
Tam o esnada karada kangal gözükür. "Merhaba çocuklar!.. Bana Efe Kangal diyorlar, beni takip edin." Kuyruğunu biraz sallar. "Sizi STRATEJİK NOKTA olan tepeye götüreceğim, KUŞ BAKIŞI TURLARI buradan kalkar. Kuyruğumu hızlı sallarsam yaklaşıyoruz demektir. Unutmayın sonra Baş Horoz sizi bekliyor. O her şeyi bilir. Ama, gelin, önceden yeni doğmuş çiftlik hayvanlarıyla tanışın." *** Yavru Cik Cik Zıp Zıp Kurbağacık Minik Bız Bız Hop Hop Tavşan Şirin Ayıcık Mır Mır Van Kedi Pembiş Kaplumbağa Mis Kuzu Cezmi Kangal Gakgak Karga Cici Tilkiş Torti Tırtıl Pırıl Sümüklüböcek Bebe Keçi
Ne güzel değil mi yeni neslimiz?
Bakın Civcivlerin Doğum Gününü kutluyorlar. Gelin katılalım.
Bu ara herkes doğum günü pastasını paylaşırken, katur kutur bir yerden sesler geliyordu. Efe Kangal gülüp, çocuklara döndü. "Lütfen bir dakika bekler misiniz?"
Mehmet Kirpi'den çıtır çıtır sesler geliyor bu ara.
"Kusuruma bakmayın!" diyor ağzı çim doluyken. "Kirpiler çok çim yemez, ama Çanakkale'nin yemyeşil çimine dayanamıyorum."
Baş Horoz ve Beyaz Güvercinler
Efe Kangal, Baş Horoz'a çocukları bırakmadan önce burnuyla toprağı koklar. "Ahhhh, Ahhhh!. Dedelerimiz bize hep anlatırdı. Kara bulutlu bir akşam, tüm horozlar gece yarısı aynı zamanda nasıl ötmeye başlamış. Bir korku gelmiş tüm çiftlik hayvanlarının içine. O kadar ötmüşler ki Denizli'deki Horozlar da duymuş. Trabzon'daki Hamsiler, Fethiye'deki kaplumbağalar, Urfa'da Kelaynaklar, ve tüm yurttaki hayvanlar da. Ama, benden bu kadar, devamını Baş Horoz'dan duyacaksınız. Bu toprağı iyi koklayın. Artık, bu gerçek hikayenin gerisini, size, ataları Denizli'den gelen Baş Horoz anlatacak. Gelin dinleyin, unutmayın ve başka çocuklara anlatın.
"Hoş geldiniz. Gelmişken güzel şeyler göreceksiniz, ama aynı zamanda bu çiftlik için geçmişte neler yapılmış öğreneceksiniz" der, Baş Horoz. Tam o esnada, yıllardır tırnak aralarında birikmiş topraklı ayaklarıyla yeri eşeleyen Baş Horoz "Ah Ah... Bu topraklar altında ne kahramanlar yatıyor'' der.
Bir derin sessizlik olmuş ve rüzgar son bahar yapraklarını havalandırarak çocukların yüzünü okşamış. Sonra ilerlemeye hazırlanmışlar. Paltolarını düğmelemişler. Ayakkabı bağlarını sağlamlaştırmışlar. Çocuklar ve ziyaret eden hayvanlar hep birlikte "Stratejik Nokta" tepesine yürümüşler. Gökte Beyaz Güvercinler geziyordu.
Yine "Kuş Bakışı Turları"nın yukarıda olduğunu gösteren bir tabela vardı.
Bir Beyaz Güvercin göklerden indi ve onlara yaklaşarak konuşmaya başladı: "İnsanlar bize kuş beyinli derler ama bizim kuş bakışımız vardır. Hem ufuk'u iyi görürüz hem de derin denizlerin altını. İnsanlar gibi detayların içinde kaybolmayız, ve her şeyi her an görmek başımızı döndürmez. Büyümeden önce bizim turlara katılırsanız bazı şeyleri daha iyi görebilirsiniz. Onun için hadi bize katılın."
| |||||||||||||||||||||||
|
|